Devleti Aliyye Ocakları Eğitim ve Kültür Derneği (Devlet-i Aliyye Ocakları), Cennetmekân Sultan 2. Abdülhamid Han’ın en büyük mahdumu Şehzade Mehmed Selim Efendi’nin mahdumu Şehzade Abdülkerim Efendi’nin torunu ve 1924 yılında Osmanlı Hanedanı’nın sürgüne gönderilmesinden sonra Türkiye Cumhuriyeti topraklarında dünyaya gelen ilk şehzade olan Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’nun öncülüğünde kurulmuştur.
Derneğimiz; tarihî hafızamıza, kültürel köklerimize, millî ve manevi değerlerimize, ecdadımızdan tevarüs eden medeniyet birikimine ve insan merkezli hizmet anlayışına sahip çıkmak maksadıyla faaliyet göstermektedir.
Bizim nazarımızda tarih, yalnızca geçmişte kalmış hadiselerin yekûnu değildir. Tarih; bir milletin hafızası, şahsiyeti ve istikametidir. Mazisini bilen bir cemiyetin istikbale daha emin adımlarla yürüyeceğine inanıyoruz.
Bu itibarla derneğimiz, maziden aldığı ilhamı atiye taşıma mesuliyetini esas kabul etmekte; ecdadımızdan tevarüs eden güzel hasletleri çağımızın ihtiyaçlarıyla buluşturarak gelecek nesillere aktarmayı kendisine şiar edinmektedir.
“Devlet-i Aliyye”, tarih boyunca Osmanlı Devleti için kullanılan ve “Yüce Devlet” manasına gelen köklü bir terkiptir.
Bizler için Devlet-i Aliyye yalnızca tarihî bir devlet adlandırması değildir. Aynı zamanda asırlar boyunca teşekkül etmiş bir medeniyet tasavvurunun, devlet ve millet anlayışının, vakıf ve hayır geleneğinin, ilim ve irfan mefkûresinin, adalet ve merhamet düsturunun remzidir.
Bu isim altında kendimizi geçmişin birer seyircisi olarak değil; tarihî ve kültürel mirasın günümüzdeki taşıyıcıları ve gelecek nesillere intikalinden mesul bir sivil toplum yapısı olarak görmekteyiz.
Gayemiz geçmişi bugünün şartlarından kopuk biçimde tekrar etmek değil; ecdadımızdan tevarüs eden adalet, merhamet, ahde vefa, komşuluk, dayanışma, ilim, irfan, vakıf ve hayır anlayışını çağımızın şartları içerisinde yaşatmak ve inkişaf ettirmektir.
Derneğimizin isminde yer alan “Ocak” kelimesi, bizim için hususi bir mana taşımaktadır.
Kadim kültürümüzde ocak; yalnızca ateşin yandığı bir mahal değil, ısındıran, besleyen, yetiştiren, terbiye eden ve bir arada tutan bir merkezdir.
Ocak, haneyi ayakta tutan ateştir.
Ocak, nesilleri birbirine bağlayan bağdır.
Ocak, ilmin ve irfanın nesilden nesile intikal ettiği mekteptir.
Ocak, ihtiyaç sahibine uzanan el; garibin, yetimin ve mazlumun sığındığı gönül kapısıdır.
İşte bizler de Devlet-i Aliyye Ocakları adı altında bu anlayışı yaşatmayı hedefliyoruz.
Gönülleri ısıtan bir hizmet ocağı,
Gençleri yetiştiren bir eğitim ocağı,
Medeniyet hafızasını diri tutan bir kültür ocağı,
İhtiyaç sahiplerine ulaşan bir yardımlaşma ocağı,
Ecdat ile evlat arasında köprü kuran bir vefa ocağı olmayı arzu ediyoruz.
Osmanlı asırlarından günümüze intikal eden mirasın yalnızca mimarî eserlerden, tarihî şahsiyetlerden veya siyasî hadiselerden ibaret olmadığı kanaatindeyiz.
Asıl miras; insana bakışta, komşuya muamelede, yetime sahip çıkmakta, ilmi yüceltmekte, vakıf kurmakta, ihtiyaç sahibini gözetmekte, farklılıklarla birlikte yaşayabilmekte ve emanete sadakat göstermekte tezahür eden bir medeniyet ahlâkıdır.
Bu sebeple derneğimizin faaliyetleri; tarihî şahsiyetleri yâd etmekten kültürel mirasın muhafazasına, gençlerin eğitiminden sosyal yardımlaşmaya, insani yardım faaliyetlerinden akademik ve kültürel çalışmalara kadar geniş bir çerçevede ele alınmaktadır.
Bizim için medeniyet, yaşatılmadığı müddetçe yalnızca hatıradır.
Bu sebeple hatırlamakla yetinmiyor; yaşatmayı, öğretmeyi, aktarmayı ve gelecek nesillere emanet etmeyi hedefliyoruz.
Bir milletin istikbali, sahip olduğu maddî imkânlardan ziyade yetiştirdiği nesillerin ahlâk, şuur, ilim ve irfanıyla şekillenir.
Bu anlayışla gençlerimizin;
fertler olarak yetişmesine katkı sunmayı hedefliyoruz.
Eğitim faaliyetlerimizi yalnızca bilgi aktarımı olarak değil, şahsiyet inşasının bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Zira bize göre hakiki eğitim; yalnızca zihni değil, vicdanı da terbiye eden eğitimdir.
Ecdadımızın asırlar boyunca yaşattığı vakıf ve hayır geleneği, derneğimizin hizmet anlayışında mühim bir yere sahiptir.
İhtiyaç sahibinin kimliğine, diline, coğrafyasına veya sosyal konumuna bakmaksızın insan onurunu esas alan bir yardım anlayışını benimsemekteyiz.
Bu doğrultuda yurt içinde ve yurt dışında; gıda ve temel ihtiyaç yardımları, yetim ve çocuklara yönelik destekler, eğitim faaliyetleri, sosyal dayanışma çalışmaları, kalıcı eser projeleri ve insani yardım faaliyetleri gerçekleştirmeyi ve bu sahadaki çalışmalarımızı imkânlarımız ölçüsünde geliştirmeyi amaçlıyoruz.
Bizim için yardım, yalnızca bir ihtiyaç sahibine bir şey ulaştırmak değildir.
Yardım; insanın haysiyetine dokunmadan, gönlünü incitmeden, ihtiyaç sahibini mahcup etmeden ve yapılan hayrı bir üstünlük vesilesi hâline getirmeden hizmet edebilmektir.
Derneğimizin hizmet anlayışı, tarihî ve kültürel bağlarımızın bulunduğu geniş bir gönül coğrafyasını kapsamaktadır.
Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Afrika’dan Orta Doğu’ya, Kudüs ve Filistin’den Doğu Türkistan’a, Anadolu’dan tarihî Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerine kadar uzanan geniş sahayı; tarihî hafızamızın ve insani sorumluluğumuzun bir parçası olarak görmekteyiz.
Bu coğrafyalara yaklaşımımızın temelinde insanî yardım, kültürel dayanışma, eğitim, tarihî mirasın korunması ve kardeşlik bulunmaktadır.
Coğrafyalar değişebilir.
Sınırlar değişebilir.
Zaman değişebilir.
Fakat insanın acısı, yetimin gözyaşı ve mazlumun duası değişmez.
Bizler bu şuurla, imkânlarımız nispetinde ihtiyaç sahiplerine ulaşmayı ve gönül köprülerini diri tutmayı vazife kabul ediyoruz.
Tarihimize bakışımız; kuru bir nostaljiden veya yalnızca geçmişi yüceltme arzusundan ibaret değildir. Tarih bizim için ibret, hafıza ve mesuliyettir.
Ecdadımızın başarılarından olduğu kadar hatalarından da ders çıkarmayı; tarihî hadiseleri kendi dönemin şartları içerisinde anlamayı ve gelecek nesillere doğru, sahih ve dengeli bir tarih şuuru kazandırmayı önemsiyoruz.
Osmanlı tarihinin siyasî, askerî ve diplomatik yönlerinin yanı sıra; vakıf medeniyetini, eğitim kurumlarını, şehir kültürünü, mimariyi, sanatları, sosyal hayatı, ilim geleneğini ve birlikte yaşama tecrübesini de araştırılması ve tanıtılması gereken büyük bir medeniyet mirası olarak görüyoruz.
Derneğimiz, faaliyetlerini Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ilgili mevzuat ve yürürlükteki hukuk düzeni çerçevesinde yürütmektedir.
Devletimizin ilgili kurum ve kuruluşlarıyla hukukî sınırlar içerisinde iş birliği ve eşgüdüm içerisinde hareket etmeyi; sivil toplumun toplum hayatındaki yapıcı, tamamlayıcı ve müspet rolünü güçlendirmeyi önemsemekteyiz.
Devlet ile millet arasındaki bağın kuvvetlenmesinde; hukukuna bağlı, sorumluluk sahibi, şeffaf ve nitelikli sivil toplum kuruluşlarının mühim bir vazife ifa ettiğine inanıyoruz.
Bu sebeple çalışmalarımızda hukuka riayet, kurumsal disiplin, şeffaflık, hesap verebilirlik, gönüllülük ve kamu yararı ilkelerini esas almaktayız.
Derneğimizin temel gayesi herhangi bir şahsî, siyasî veya menfî menfaat temin etmek değildir. Bizim için esas olan hizmettir.
Bir çocuğun eğitimine katkı sağlayabilmek,
Bir yetimin yüzünü güldürebilmek,
Bir ihtiyaç sahibinin yükünü hafifletebilmek,
Bir gencin tarihini ve kültürünü öğrenmesine vesile olabilmek,
Bir tarihî mirasın gelecek nesillere aktarılmasını sağlayabilmek,
bizim için en kıymetli hizmetlerden bazılarıdır.
Bu anlayışla şahısları değil değerleri, makamları değil hizmeti, gösterişi değil samimiyeti, günü değil istikbali merkeze alıyoruz.
Bizler, ecdadımızdan kalan mirasın yalnızca kendisine sahip çıkılacak bir hatıra değil, hakkı verilecek bir emanet olduğuna inanıyoruz.
Bu emanet; tarih şuurudur.
Bu emanet; kültürdür.
Bu emanet; ilim ve irfandır.
Bu emanet; vakıf ve hayır geleneğidir.
Bu emanet; adalet ve merhamettir.
Bu emanet; insanı yaşatma idealidir.
Ve bu emanet, bizden sonra gelecek nesillere teslim edilecektir.
Devleti Aliyye Ocakları Eğitim ve Kültür Derneği (Devlet-i Aliyye Ocakları) olarak gayemiz; mazinin hatırasını istikbalin umuduyla buluşturmak, ecdadımızdan tevarüs eden güzel değerleri çağımızın şartları içerisinde yaşatmak ve gelecek nesillere daha güçlü bir tarih, kültür ve medeniyet şuuru bırakmaktır.
Genel Başkanımız Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’nun riyasetinde yürüttüğümüz çalışmalarımızda; tarihimize hürmet, milletimize hizmet, insanlığa fayda ve geleceğe karşı mesuliyet anlayışını esas almaktayız.
Çünkü biz inanıyoruz ki;
Maziyi bilmeyen, istikbale istikamet veremez.
Köklerinden kopan bir nesil, geleceğe gölge olamaz.
Ve emanet, ancak ehline ulaştırıldığı zaman hakkıyla taşınmış olur.
Bizim yolumuz;